“Biliyor musun, sende hakkım olmasını isterdim. Mesela ayrılabilirdik, en azından ayrılıktan önceki sevinçleri, el-ele tutuşmalarını, gülüşmeleri tatmak isterdim… Şimdi imkânsızlığın gölgesine sığınmış, bu koca karanlığın orta yerinde bir ışık bekliyorum senden-hani güneşi hiç saymıyorum!” Böylemi olmalı sevdalar. Neden her devrin aşkları bir başka derde kurban giderler. Çok mu zor sevmek, sevilmek; hiç mi tanımak istemedin [...]
“Günlerdir evini gözetliyorum. Sen bilmiyorsun ama karşı daireyi kiraladım. Anahtar deliğinden görüyorum seni. Sabah işe giderken ki masum yüz hatlarını ilk ben göreyim diye, neler çekiyorum bilemezsin! Özleminle sevişiyorum, dertlerinle tavla atıp, yokluğunla demleniyorum… Artık öğren, seni her şeyden bir fazla seviyorum!” Rüzgârınla savur beni, eksik kalan günbatımı düşlerimize. Ağlayalım sabaha kadar, gözyaşlarıyla sarhoş olalım. [...]
Merhaba arkadaşlar bugün sizlere yakında çıkacak olan Dersimiz Atatürk filminin fragmanını aktaracagım. Fragman beni çok etkiledi öncelikle bunu belirtmek istiyorum. Şu Çılgın TÜRKLER”in yazarı ünlü tarihçi Turgut ÖZAKMAN’ın yazdığı Dersimiz Atatürk Filminin başrol oyuncuları ise Halit ERGENÇ ve Çetin TEKİNDOR. Fragmandan çok etkilendiğimi belirtmek istiyorum tekrar. Eski dönemde Atatürk ve Türk askerlerinin başarılarını anımsıyor, hatırlıyorum [...]
İstişare sonucunda insan, kendine ait hiçbir gücü olmadığını, her olayın Allah’ın izni ve dilemesi ile gerçekleştiğini daha iyi kavrar. Her şeyin en doğrusunu yalnızca Allah bilir ve insan, O’nun kendisine öğrettikleri dışında hiçbir bilgiye sahip değildir. Bu gerçeğin bilincinde olamamak, bilginin kaynağının kendisi olduğunu düşünmek, gerçekte Allah’a ait olan bir özelliği kişinin kendisine atfetmesi anlamına gelir ki müminler böyle bir hatadan mutlaka sakınmalıdırlar.
“Yeni bir yılın sabahındayım, dinlediğim bir şarkı aklıma düşürdü seni. Diyor ki, “seni görebildiğim yer rüyalar artık,” rüyalarda olmasa hani… Yanmışım sevgilim, öyle bir tutuşmuşum ki hayatın tam ortasında kalakalmışım. Şimdi seninle yalnızlığımı paylaşsam, çok ayıp etmiş olurum. Ama bunu yapmayacağım. Seninle geçmişimi yâd edeceğim sadece. Beni, ben yapan o güzel kadına bir değil, bin [...]

Benim için tüm anılarım unutulmaz; ama matematik dersinde hoca son notu verecek. Beni sözlüye kaldırdı. Ondan sonra takıldım kaldım bir formülde, çıkamıyorum. Kafaya bir tebeşir yolladı. Hemen aklıma geldi nasıl olduysa. Öyle geçtim dersi. Sonra gittim elini öptüm. Belki de ondan sonra açıldı benim öğrencilik hayatım. Öncelikle röportaj teklifimizi kabul ettiğiniz için çok teşekkür ederiz [...]

“nihayet geldin! Kavuşmak, hiç bu kadar yaslanmamıştı bedenime. Teninin sıcaklığını hissetmek, bunca yıl aldığım nefese eş değer de. Sen geldin ya, ardından mutlulukta, sevinçte, cennette koşarak gelir… Hoş geldin sevgilim!” Yokluğunda hava güzelse, gölü seyretmeye giderdim. Kıyıya vuran dalgaların sesine aldanıp, hayallerle oynardım. Ara sıra cebimden çıkardığım resmine bakıp-konuşurdum. Sen duymazdın beni, belki kulakların çınlamıştır. [...]

Bugün milliyet.com.tr de 7 şehit verdik haberini okudum. Genelde internetten haber okumaya çalışıyorum, televizyonu pek kullanmam. Ama önemli siyaset tartışmalarında, ülkeyi ilgilendiren konulardaki tartışma programlarını kaçırmamaya çalışırım. Bunlardan bir taneside 32. gün programı. Şuanda bakıyorumda gerçekten çok duyarsız kalıyoruz özellikle Türkiyede yaşayanlar. Ben yurt dışında olmama rağmen içim içime sığmıyor açıkçası. Özellikle Polislerle pkk yandaşlarının [...]

“ Kendimi dışa vursam, haz duyulacak ruhum olmayabilir. Karıştırsam her şeyi birbirine, yine yeniden güzel düşünmenin büyüsüne kapılsam, oyunları kaybeden bir çocuk masumluğunda intihar edecek bedenim. Bu sefer düğümlendim! ” Ömrüm boyunca, ruh durumumun esaretiyle savruldum. Çoğu zaman istemediğim olumsuzluklarla harcadığım zamanın, bazen iyi bir dost olduğunu anladım. Yeryüzüne sadece güzel bir aşk yaşamaya gelmediğimi [...]

“artık gitme zamanıdır. Kirlendik, nemli yastıklara bıraktık derdimizi. Biliyor musun hiçbir yenilgi, yokluğun kadar ezik bırakmadı beni. Sen, güneye gidiyormuşsun, git! Korkma, bir daha karşılaşmayacağız; ben de toprağa gidiyorum…” Ne tuhaf, gidenin ardından sözler mırıldanabilmek. Yazmak ne kadar zor; kimi ayrılınca mı kıymetini bildin diyor, kimileri gitmekte haklıydı. Ne onların demesi bitiyor, ne de yokluğun [...]