Etiket: İslam

Allah Sevgisi, Allah’ın Varlık Delillerini Düşünerek Artar

Bir insana duyduğunuz sevgi, ondaki delilleri gördükçe artar. Örneğin eşinizle olan ilişkinizi düşünün. Eşinizin gösterdiği her güzel tavır, ona olan sevginizi artırır. Size güzel sözle hitap etmesi, yemek yerken nezaketli davranması, temiz olması, kötü bir olay karşısında sabır göstermesi, merhametli olması, sizin eşinize olan sevginizi artıran delillerdir. Bu deliller arttıkça eşinize duyduğunuz sevgi de artar.

Allah Kolay Olanı Emreder

İnsanların çoğu, kendilerine din olarak sunulan bilgilerin doğruluğundan emin olmadan, çoğunluğun uygulamasını referans alarak yanlış bir dini inanç sistemine yönelmişlerdir. Sağlam bir Kuran bilgisi ise insanın, sunulan bilgilerden yanlış olanları eleyerek en doğruya ulaşmasına vesile olur. Ancak hatalı bilgi ilk bu noktada ortaya çıkar. Genelde bizlere öğretilen, “Kuran’ı siz anlayamazsınız, âlimler okuyup açıklar, siz de onlardan dinleyerek öğrenebilirsiniz” telkinidir. Oysa Rabbimiz, “Andolsun Biz Kur’an’ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?” (Kamer Suresi, 17) buyurmuştur. Kuran, âlimlere ya da din adamlarına indirilmiş bir kitap değildir. “Ve şüphesiz o (Kur’an), senin ve kavmin için gerçekten bir zikirdir. Siz (ondan) sorulacaksınız.” (Zuhruf Suresi, 44) ayetinden de anlaşıldığı gibi her insan ahirette tek başına hesap verirken, Kuran’dan sorulacaktır.

Allah’a ve Elçilerine İtaatte Koşul Yoktur

İtaat güç isteyen bir konudur. Şeytana uyan insanlar zayıf karaktere sahip oldukları için, hiçbir zaman o gücü kendilerinde bulamazlar. İman eden insanlar ise koşulsuz, hiçbir kuşku duymadan Rablerinden gelen her emre itaat ederler. Örneğin Hz. Musa’nın annesi, ilhamla çocuğunu nehire bırakır, Hz. İbrahim rüyasına binaen çocuğunu Allah’a kurban etmek ister. Allah’ın, zorluğun ardından vaat ettiği kolaylık, mümin kullarının hayatında büyük bir rahatlık oluşturur. Zira Hz. Musa’nın annesi de, Hz. İbrahim de, yaşadıkları bu zorlu sınavda itaat ettikleri ve teslim oldukları için çocuklarına kavuşmuş ve zorluğun ardından gelen kolaylığı yaşamışlardır.

Münafık Zihniyeti

Münafıklar, müminlerin arasında yaşadıkları sürece, onlar gibi davranarak, kendilerini gizlemeye çalışırlar. Müminlerin başına bir sıkıntı ve zorluk geldiğinde ya da menfaatleri çatıştığında ise gerçek yüzleri ortaya çıkar. İman edenlerin yanından ayrılırken veya ayrıldıktan sonra onlara zarar vermeye ve müminlerin arasındaki birliği bozmaya çalışırlar.

Düşünmekten Kaçarak Yüzeysel Yaşamak

Çoğunluk ne yapıyorsa doğrudur, ya da dedelerimden böyle öğrendim mantığı, insanı büyük bir yanılgıya götürür. Zira bu konularda insanların düştüğü yanılgıları Rabbimiz şu şekilde bildirmiştir:

Yeryüzünde olanların çoğunluğuna uyacak olursan, seni Allah’ın yolundan şaşırtıp-saptırırlar. Onlar ancak zanna uyarlar ve onlar ancak ‘zan ve tahminle yalan söylerler.’ (En’am Suresi -116)

Samimiyetsizlik

Çoğu zaman dini yaşadığını zanneden ve kendisini bu konuda çok yeterli gören insanlar da, aslında son derece samimiyetsiz oldukları için, Kuran ahlakından uzak bir hayat sürdüklerinin farkına dahi varamazlar.

İnkar Edenleri Bekleyen Muhteşem Son

İnsanlar ölümü düşünmekten şiddetle kaçınsalar da ölüm, hiç ummadıkları bir anda ve ummadıkları bir şekilde karşılarına çıkacaktır. Ölümden kaçış yoktur. Her nefis ölümü tadıcıdır; sonra bize döndürüleceksiniz. (Ankebut Suresi -57) ayeti gereği, ne kadar sağlıklı olursanız olun, ne kadar güvenli mekanlarda yaşarsanız yaşayın, er ya da geç siz de öleceksiniz.

Din, Bilime İzleyeceği Doğru Yolu İşaret Eder

Bilim, evreni ve içindeki varlıkları incelemenin ve Allah’ın sanatındaki kusursuzluğu, yaratışındaki üstünlüğü keşfederek insanlığa açıklamanın yoludur. Dolayısıyla sıklıkla gündeme getirilen”din ve bilim çatışır mı?” gibi soruların anlamsızlığı da çok açıktır. Dinin, Allah’ın yaratmasındaki detaylara ulaşma yolu olarak benimsediği bilimle çelişebileceği düşüncesi büyük yanılgıdır.

Şeytanın Telkini, İnkâr Edenleri Esir Almıştır

İnkâr edenlerin şeytandan aldıkları zekâsı, onların dünya hayatının esiri olarak yaşamalarına vesiledir. İman edenlerin aklı ise, onları tüm dünyevi esaretlerden sıyırıp yalnızca Allah’a kul olarak yaşamalarına vesile olan şükre şayan bir lütuftur.

İslam Dinine Hizmet Etmek

Müslüman’ın en birinci mesleği mümin olmaktır. Mümin olmanın tüm gereklerini yerine getirirken, aynı zamanda çevrelerindeki kişileri de teşvik etmekle sorumludurlar. Kuran’da, inananların tüm hayatlarını tebliğ, yani dinlerini anlatmak üzerine bina etmeleri gerektiği bildirilir. İman edenler işlerini, yerleşim yerlerini, yaşam biçimlerini bu sorumluluklarına göre düzenlerler. Bir Müslüman için, Allah’ın varlığı ve gücünün tüm insanlar tarafından bilinmesi, insanların sonsuz cehennemden haberdar edilerek dünyadaki amellerinden sorguya çekileceklerinin hatırlatılması, kendi eğlencesi ve rahatından çok daha önemlidir. İyi insan olmanın yeterli olduğunu düşünen pek çok insanın gaflet uykusundan uyanması ve din ahlakını yaşamadıkları takdirde nasıl bir sonun kendilerini beklediğini öğrenmeleri konusunda ellerinden gelen çabayı gösterirler.

Allah’ın Rızası Yerine İnsanların Hoşnutluğunu Aramak

Pek çok insan, hayatı boyunca çevresindeki kişilerin kendisi için güzel şeyler düşünmesi ve kendisine sevgi ve saygı duymaları amacıyla birçok konuda tavizler verir. Bu yanlış mantığı hayatta ilke edinen insan, artık kendi özgür aklı ve vicdanı ile hareket edemez hale gelir. İnsanların rızasını kazanmak maksadıyla sürekli kalıp değiştirmek zorunda kalır. Doğruluğundan hiçbir şüphesi olmayan konularda dahi, toplumun talepleri ve menfaatleri vicdanını maalesef bastırır. Oysa Kuran’da Allah’ın hoşnutluğu üzerine kurulmayan bir yaşamın, sahibini sürükleyeceği kötü son şöyle bildirilmektedir:

Free Image Hosting At site

Arşivde ara

Tarih bazında ara
Kategori bazında ara
Google bazında ara

Foto Galeri

Giriş | Titi Kuaza