Müslüman’ın en birinci mesleği mümin olmaktır. Mümin olmanın tüm gereklerini yerine getirirken, aynı zamanda çevrelerindeki kişileri de teşvik etmekle sorumludurlar. Kuran’da, inananların tüm hayatlarını tebliğ, yani dinlerini anlatmak üzerine bina etmeleri gerektiği bildirilir. İman edenler işlerini, yerleşim yerlerini, yaşam biçimlerini bu sorumluluklarına göre düzenlerler. Bir Müslüman için, Allah’ın varlığı ve gücünün tüm insanlar tarafından bilinmesi, insanların sonsuz cehennemden haberdar edilerek dünyadaki amellerinden sorguya çekileceklerinin hatırlatılması, kendi eğlencesi ve rahatından çok daha önemlidir. İyi insan olmanın yeterli olduğunu düşünen pek çok insanın gaflet uykusundan uyanması ve din ahlakını yaşamadıkları takdirde nasıl bir sonun kendilerini beklediğini öğrenmeleri konusunda ellerinden gelen çabayı gösterirler.
Şubat 24, 2010 |
Haberin Devami »
Pek çok insan, hayatı boyunca çevresindeki kişilerin kendisi için güzel şeyler düşünmesi ve kendisine sevgi ve saygı duymaları amacıyla birçok konuda tavizler verir. Bu yanlış mantığı hayatta ilke edinen insan, artık kendi özgür aklı ve vicdanı ile hareket edemez hale gelir. İnsanların rızasını kazanmak maksadıyla sürekli kalıp değiştirmek zorunda kalır. Doğruluğundan hiçbir şüphesi olmayan konularda dahi, toplumun talepleri ve menfaatleri vicdanını maalesef bastırır. Oysa Kuran’da Allah’ın hoşnutluğu üzerine kurulmayan bir yaşamın, sahibini sürükleyeceği kötü son şöyle bildirilmektedir:
Şubat 6, 2010 |
Haberin Devami »
Çevrenizde Allah’ın bir kısım emir ve yasaklarını uygulayıp, diğer kısmını ise göz ardı eden insanlara çok rastlamışsınızdır. Çoğu zaman uyguladıkları kısmının kendilerinin cennete gitmesi için yeterli olacağını, güçlerinin bu kadarına yettiğini ve kalan kısmını da Allah’ın affedeceğini söylerler. Bu kişiler bu tavırlarıyla, yaptıkları ibadette Allah’a minnet etmektedirler. Oysa farkında olmadıkları çok önemli bir konu vardır ki, insanın iman ve ibadet etmeye kendisinin ihtiyacı olduğudur. “… Allah hiç bir şeye ihtiyacı olmayandır…” (Bakara Suresi – 263) , ayetinde belirtildiği gibi, Allah’ın, hiç kimsenin ibadetine ve kulluğuna ihtiyacı yoktur.
Ocak 24, 2010 |
Haberin Devami »
Çoğu insan Allah’a inandığını söyler. Kur’an’ı hiç bilmeyen kişilerin yanıtı da genelde aynıdır. Oysa Allah’ın Kendisini tanıttığı Kur’an’dan yüz çeviren kişi, Allah’ı nasıl tanıyıp, gücünü kavrayabilecektir? Bir yaprak bile yaratamayan insan için Rabb’ini tanımak, gücünü takdir edip O’na teslim olmak en doğru olandır.
Ocak 14, 2010 |
Haberin Devami »
İstişare sonucunda insan, kendine ait hiçbir gücü olmadığını, her olayın Allah’ın izni ve dilemesi ile gerçekleştiğini daha iyi kavrar. Her şeyin en doğrusunu yalnızca Allah bilir ve insan, O’nun kendisine öğrettikleri dışında hiçbir bilgiye sahip değildir. Bu gerçeğin bilincinde olamamak, bilginin kaynağının kendisi olduğunu düşünmek, gerçekte Allah’a ait olan bir özelliği kişinin kendisine atfetmesi anlamına gelir ki müminler böyle bir hatadan mutlaka sakınmalıdırlar.
İnsan ruhundaki sevgiyi öldürmüş durumda. Ruhundaki ölüyü diriltmesi, o sevgiyi açığa çıkarması gerekli. Asıl olarak da, Allah aşkını ve Allah korkusunu içi titreyerek hissetmeli. Allah aşkını yaşayan insan dünyanın ve ahiretin tüm güzelliklerine kavuşur. Allah’ın hoşnutluğunu kazandığında da, şeytanın kontrolünden çıkar; artık Rabb’i yönetir insanı. Kalbini tam olarak Allah’a teslim eden insan, Allah’ın yönetimine geçmiştir.
Osmanlı Devletindeki Kapıkulu ordularının içerisinde çok sayıda ocaklar bulunuyordu. Her ocak uzmanlaştığı bölümde kendi eğitimini vermekteydi. Devşirme sistemi uygulanan Acemi ocağına alınan kişiler Türk ve İslam geleneklerine uygun şekilde eğitilir ve yeterli eğitim uygulandıktan sonra Yeniçeri ocağına geçirilirdi. Yeniçeriler her zaman padişaha yakın yerlerde konaklarlar ve savaşa her an hazır durumdaydılar.
Aralık 7, 2009 |
Haberin Devami »
Sivrisineklerin doğumundan ölümüne kadar olan bütün süreçler başlı başına birer mucizedir. Hiç önemsemeden yok etmeye çalıştığımız bu mucize varlık aslında Allahın yaratma sanatına çok önemli bir delildir. Şimdi bu küçücük canlının özelliklerinden bahsetmek istiyorum sizlere.
Kasım 28, 2009 |
Haberin Devami »
Türk kültürü, İslâmiyetin kabûlu ardından büyük bir değişim yaşamış, batı kültürünün de etkisiyle, ortaya Türk-İslâm sentezi bir kültür çıkmıştır. İşte Keçiören, bu sentezi resmeden bir modeldir. Keçiören’i birkaç kez turlayın, göz gezdirin; Bu sentezin izlerini her yerde görmeniz mümkündür.
Keçiören’in her yerinden, İslâm kültürünü ifade eden görkemli camilerin ezan seslerini dinleyebilir; Türk kültürünü ve tarihini yansıtan [...]
Temmuz 21, 2009 |
Haberin Devami »